Erich Fromm’un dediği gibi, “Sevmek, birine sahip olmak değil, onun varoluşunu zenginleştirmektir.” Bu makale, Erich Fromm’un “Sevme Sanatı” (The Art of Loving) eserinden alınan temel kavramlar ışığında hazırlanmıştır. Kitabı okumak, sevgi üzerine düşünmeye başlamak için en iyi başlangıç noktasıdır.
Fromm, en büyük pratik öneri olarak şunu sunar: Yani birini sevmek, o kişi hakkında hissettiklerimizden çok, ona nasıl davrandığımızla ilgilidir. Duygular gelip geçicidir, ancak bağlılık ve irade kalıcıdır. 7. “Sevme Sanatı” Günümüzde Neden Hala Geçerlidir? 2024 yılında dijital aşklar, dating uygulamaları ve hızlı tüketim ilişkileri çağında yaşıyoruz. Tinder’da sağa kaydırmak, bir haftalık flörtler, “sessiz terk” (ghosting) ve “ekmek kırıntısı” (breadcrumbing) gibi kavramlar hayatımıza girdi. Tam da bu noktada Erich Fromm’un “Sevme Sanatı” bir başucu kitabı olmaya devam ediyor. erich fromm sevme sanati
Eğer siz de ilişkilerinizde sürekli aynı hayal kırıklıklarını yaşıyor, “Neden kimse beni anlamıyor?” diye düşünüyorsanız, belki de soruyu değiştirme zamanı gelmiştir. “Sevme Sanatı” tam da bu noktada size bir ayna tutar: Belki de asıl soru, “Ben sevmeyi gerçekten biliyor muyum?” olmalıdır. Erich Fromm’un dediği gibi, “Sevmek, birine sahip olmak
Fromm’a göre sevme sanatında tam anlamıyla ustalaşmak belki de imkânsızdır. Ancak bu sanatı öğrenmeye niyet etmek, insanı insan yapan en asil çabanın ta kendisidir. Sevgi, pasif bir duygu değil; aktif bir eylemdir. Vermektir, almaktan daha çok. Anlamaktır, yargılamaktan daha çok. Bağlanmaktır, saplantıdan daha çok. Oysa Fromm için asıl mesele
Fromm, kitabın başında şu çarpıcı soruyu sorar: “İnsanlar, her şeyden önce sevilmek mi yoksa sevmek mi peşindedir?” Modern toplumda çoğu insan “nasıl sevilirim” sorusunun peşinde koşarken, “nasıl sevebilirim” sorusunu neredeyse tamamen ihmal eder. Oysa Fromm için asıl mesele, sevgi nesnesi bulmak değil; sevme yetisini geliştirmektir.